enflasyonemeklilikötvdövizhatayantakyaiskenderun
DOLAR
45,1848
EURO
53,0864
ALTIN
6.719,72
BIST
14.442,56
Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
Hatay
Az Bulutlu
24°C
Hatay
24°C
Az Bulutlu
Çarşamba Az Bulutlu
23°C
Perşembe Parçalı Bulutlu
24°C
Cuma Az Bulutlu
23°C
Cumartesi Az Bulutlu
24°C

Veysel Cıncık

Gazetecilik mesleğinde 38. yıl. TİMBİR Danışma Kurulu ve AKİYAD Başkanı

Maliyetler Alev Aldı: Üretici Enflasyonunda Yeni Zirve Korkusu

24.04.2026
22

İl Başkanı NAZMİ KIYMACI, Türkiye ekonomisinde enflasyonla mücadele söylemlerine rağmen sanayi cephesinde çok daha kırılgan ve tehlikeli bir tablonun ortaya çıktığını ifade etti. KIYMACI, tüketici enflasyonuna odaklanan resmi söylemin, üretici fiyatlarındaki baskıyı ve sanayi sektörünün maruz kaldığı maliyet kıskacını perdelemeye yetmediğini belirtti. İl Başkanı KIYMACI, sanayi enflasyonunun yalnızca üreticiyi değil, gecikmeli de olsa bütün toplumu etkileyen yapısal bir sorun olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’de enflasyon sadece talep kaynaklı değildir. Asıl ağırlaşan sorun, maliyet itişli enflasyondur. Sanayi üretiminde kullanılan enerji, ithal hammadde, ara malı, finansman ve lojistik giderlerindeki artış, üretici fiyatlarını yukarı çekmekte; bu baskı belirli bir gecikmeyle tüketici fiyatlarına da yansımaktadır. Hükümet, TÜFE’de sınırlı bir yavaşlama görüntüsünü başarı gibi sunarken, ÜFE cephesindeki alarm verici tabloyu geri plana itmektedir.” NAZMİ KIYMACI, TÜİK verilerine göre 2025 yılında sanayinin alt sektörlerinde yıllık fiyat artışlarının yüksek seyrini koruduğunu; madencilik ve taş ocakçılığında yüzde 32,28, imalat sanayiinde yüzde 29,43, su temininde yüzde 38,25 düzeyinde gerçekleştiğini belirtti. Ana sanayi gruplarında da ara mallarında yüzde 25,84, dayanıklı tüketim mallarında yüzde 30,45, dayanıksız tüketim mallarında yüzde 31,95, enerjide yüzde 27,78 ve sermaye mallarında yüzde 27,18 artış yaşandığını vurguladı. İl Başkanı NAZMİ KIYMACI, bu verilerin üretim zincirinin her aşamasında ciddi bir maliyet baskısına işaret ettiğini belirterek şöyle devam etti: “Bugün Türkiye’de üretici enflasyonu, ekonominin geleceğine dair çok önemli bir öncü göstergedir. Çünkü sanayici daha üretim aşamasında ezilmektedir. Kur yükseldiğinde ithal girdiye bağımlı yapı nedeniyle maliyetler derhal artıyor. Enerji fiyatları yükseldiğinde sanayi nefes alamıyor. Faizler arttığında işletme sermayesi yükü büyüyor. Talep zayıfladığında ise f irmalar bu maliyetleri satış fiyatlarına tam yansıtamıyor. Sonuçta üretici hem maliyet altında kalıyor hem de kâr marjını kaybediyor.”

KIYMACI, Türkiye sanayisinin kur geçişkenliği, enerji bağımlılığı, ara malı maliyetleri ve f inansman yükü nedeniyle çok katmanlı bir baskıyla karşı karşıya olduğunu söyledi. Özellikle enerji alanındaki dışa bağımlılığın sanayi enflasyonunu daha da kırılgan hale getirdiğini belirten İl Başkanı KIYMACI, petrol ve doğalgaz fiyatlarında jeopolitik gelişmelere bağlı yaşanan artışların üretim maliyetlerini ağırlaştırdığını ifade etti. İl Başkanı NAZMİ KIYMACI, hükümetin yalnızca talebi baskılayan para ve maliye politikalarıyla enflasyonu kalıcı biçimde düşüremeyeceğini belirterek şu değerlendirmeyi yaptı: “Türkiye’de 2005-2025 dönemine bakıldığında, özellikle 2017 sonrasında ÜFE ile TÜFE arasındaki ayrışmanın belirginleştiği görülmektedir. 2020-2022 döneminde ise şok boyutunda bir maliyet geçişkenliği yaşanmıştır. 2023-2025 döneminde ÜFE geriler gibi görünse de geçmişten biriken maliyetler ve bozulmuş fiyatlama davranışları nedeniyle TÜFE üzerindeki baskı sürmektedir. Bu tablo bize açıkça şunu göstermektedir: Türkiye’de enflasyon büyük ölçüde maliyet itişli bir karakter taşımaktadır.” İl Başkanı NAZMİ KIYMACI, sanayi enflasyonunun yalnızca fiyatlar genel düzeyini bozmadığını, aynı zamanda üretimi, yatırımı ve istihdamı da aşındırdığını vurguladı. KIYMACI, 2025 yılı itibarıyla toplam sanayi üretiminde yıllık ortalama yüzde 2,1, imalat sanayiinde ise yüzde 2,7 daralma görüldüğünü; bunun da üretim tarafındaki sıkışmayı açıkça ortaya koyduğunu söyledi. “ÜFE yaklaşık yüzde 30 seviyelerinde seyrederken sanayi üretiminin daralıyor olması, f irmaların maliyet artışlarını nihai fiyatlara tam yansıtamadığını göstermektedir. Bu da kâr marjlarının daraldığı, bilanço baskısının arttığı, yatırım kararlarının ertelendiği ve üretimin kısıldığı anlamına gelir. Yani ekonomi yalnızca enflasyonla değil, aynı zamanda sanayisizleşme riskiyle de karşı karşıyadır.” İl Başkanı KIYMACI, Türkiye’de son on yılda sanayinin milli gelir içindeki payının zayıfladığını, hizmetler sektörünün ise üretim temelli değil daha çok tüketim ve gelir dağılımındaki bozulmaya dayalı bir genişleme gösterdiğini ifade etti. Sanayinin 2014 yılında yaklaşık yüzde 28 seviyesinde olan GSYH payının 2025 yılında yüzde 19,3’e kadar gerilemesinin son derece çarpıcı olduğunu kaydetti. NAZMİ KIYMACI, İstanbul Sanayi Odası Türkiye İmalat PMI verilerinin de bu bozulmayı teyit ettiğini belirterek, Mart 2026’da PMI’ın 47,9’a gerileyerek son beş ayın en düşük seviyesine indiğini, yeni siparişlerde ve ihracat siparişlerinde yavaşlamanın keskinleştiğini hatırlattı. İl Başkanı NAZMİ KIYMACI, yaşanan tablonun geçici değil, doğrudan ekonomi politikalarının sonucu olduğunu belirterek açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Yüksek finansman maliyeti, enerji bağımlılığı, döviz kuru baskısı, ithal girdiye dayalı üretim yapısı ve düşük verimlilik sanayi enflasyonunu beslemekte; sanayi enflasyonu da tüketici enflasyonunu yeniden yukarı çekmektedir. Toplum büyük bedeller öderken hükümetin 2026 yılı için öngördüğü enflasyon hedefinin gerçekçi olmadığı ortadadır. Türkiye’nin ihtiyacı, güven veren bir ekonomi yönetimi ve yeniden sanayileşme stratejisidir. Alternatif enerji yatırımları, yerli ara malı üretiminin güçlendirilmesi, verimlilik artışı, seçici kredi mekanizmaları, ihracat  finansmanı ve öngörülebilir kur politikası artık ertelenemez bir zorunluluktur. Anahtar Parti olarak üretimi, yatırım ortamını ve sanayinin rekabet gücünü esas alan katılımcı girişimcilik modelini savunuyoruz. Türkiye ancak yeniden sanayileşerek, yüksek katma değerli üretimi büyüterek ve ekonomik güveni yeniden tesis ederek bu darboğazdan çıkabilir.”

Yazarın Diğer Yazıları
Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yukarıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.